Taiyou, ejderhanın tutulduğu mekana geldi. Prenses ona bakarak, iki elini beline koydu:
— Buranın aşağısında uyandırılmayı bekleyen bir ejderha var. Bunu uyandırmanı istiyorum.
Taiyou etrafına baktı ama ejderhayı göremedi. Dişlerini sıktı:
— Burada ejderha yok.
İçinden:
— Ejderha mı? Prenses, burası gerçekten isekai mi?
Prenses içinden:
— Bu zırdeli diğerini aratmıyor.
Sonra sakinliğini koruyarak:
— Ejderha yerin 100 kat altında. Onu uyandırabilmek için çaba gösterirsen o senin olur.
Taiyou ikna olmamışa benziyordu—cık sesini çıkardı. Prenses düşündü, içinden:
— Seni ikna edemiyorum, Taiyou. Belli ki şirketin iyi para kazandırıyor, bu tip ucuz oyunlara gelmiyorsun. Anlaşılan, profesyonel yazılımcı olduğun kadar zekisin.
Taiyou etrafta gezerken bir yazı dikkatini çekti. Ona baktı ve sesli okudu:
— "Bu ejderha, Kamyonet-kun tarafından buraya zorla getirilip uyutulmuştur. Buraya gelmesi, Prens ve Prenses'in ergen yaşlarda olduğu bilinmekte."
Taiyou bezmiş vaziyette:
— Yine bu zırdeli.
Prenses yanına yaklaştı ve ellerini kaldırarak:
— Bö!
Taiyou korkudan zıpladı ve onu kovalamaya başladı. Çok zaman geçti, prenses yorulmaya başladı. Taiyou onu kovalamaya devam ederken, prenses nefes nefese kalmış vaziyette:
— 30 dakikadır koşuyoruz, tükenmedin mi?
Taiyou biraz yavaşladı ve soluklanarak:
— Eskiden koşucuydum. Birkaç kupam var. Bu 30 dakika bana sadece ısınma turu, Prensesim.
Prenses gülümseyerek yere oturdu. Taiyou centilmenlik yapmak için o da oturdu. İkisi birden kahkaha atmaya başladı.
Aynı saatlerde Taiyou'nun annesi Sakura, pembe kısa saçlı ve gece mavisi gözlü bir kadındı. 40'lı yaşlarındaydı. Evi, 7/16 Market'e 10 dakikalık yürüme mesafesindeydi. Yavaş yavaş yürüyerek marketin önüne geldi. Marketin önü geceden kalan savaş alanına dönmüştü. İçinden:
— Kim bu marketi cehenneme çevirdi? Akşama Yakusobi yapacaktım. Şimdi bu saatte ben nereye gideceğim?
Arkasını döndü ve etrafı kontrol ederken, Hoshi yanına geldi. Hıçkıra hıçkıra—ağlamayacak seviyede ama kendine güvenerek:
— Sakura-senpai, Taiyou-sensei buradaydı. Bir güne yakın seslerini duyamaz oldum. Korkuyorum.
Sakura kıza baktı ve ağlayacağını anlamış olacak ki:
— Ağla!
Hoshi orada ağlamaya başladı. Sakura yürüye yürüye etrafını kontrol ederken oğlunun arabasını gördü ve kızın yalan söylemediğine ikna oldu.
— Belli ki burada sürtüşmeler olmuş. Araba tekerleklerinin izleri var.
Sakin sakin o izleri takip ederek yol kenarından yürüdü. Arabalar hızla geçiyordu. Bir yere geldiğinde bir arabanın kapısının hasarlı olduğunu gördü ama polis orayı tutuyordu. Sakura o alana girmeyi denemedi. İçinden:
— O alanda olduğunu düşünmüyorum. O zaman belli ki birisi onu zorla bir yere kıstırıp parasını çalmıştır. Kötü düşünme, tansiyon hastasısın Sakura.
Oğlunu aramak için alanı taradı ama istediğini göremeyince—polislerin oradan gideceğini düşünmedi. Bu yüzden sakin bir şekilde onların yanına vardı ve ağlamaya başladı:
— Taiyou-kun kayboldu!
Polislerden biri Sakura'nın yanına geldi ve bir resim gösterdi.
— Oğlunuz bu kişi mi?
Sakura dudaklarını ısırdı, gözlerinden yaşlar daha çok akmaya başladı. Polis ona bakarak:
— Anlaşılan dün burada bir kargaşa yaşanmış. Oğlunuzun kayıp olduğunu bildirmek ister misiniz?
Sakura düşünmeden—tansiyonunun yükseldiği yüzünden okunuyordu. Bayılmak üzereydi ama bayılırsa, orada kimsenin onu kaldırmayacağını biliyordu. Bu yüzden iki gözü çeşme ağlayarak:
— Evet.
Çok geçmeden polisler Taiyou Ichimonji'nin kaybolduğunu beyan etti.
Aynı saatlerde Taiyou ve Prenses'in gülmeleri bitince, Prenses ayağa kalkarak Taiyou'nun yanına geldi. Gülümsemeyi silerek:
— Söyle bakayım, ne istiyorsun?
Taiyou gülmeyi kesti ve tok bir sesle:
— Eve gitmek istiyorum.
Prenses:
— Pekâlâ, istediğin evin mi? O zaman gel benimle.
Taiyou ses etmedi. Prenses onun sağ elini sol eliyle tutarak asansöre bindiler ve -100. kata indiler. Her -10. katta Prenses ona:
— Kalın giy, aşağısı Antarktika soğuğu kadar soğuk.
Taiyou yüzünü ekşitti ve kısık sesle:
— Ya burada donarak ölecek, ya da parasızlıktan. Bu kadın CANİ.
Yine de Prenses'i dinlemeyi tercih etti. Asansörün içindeki kalın giysileri giyerek bekledi. Prenses de aynısını yaptı. -100. kata geldiklerinde kapı açıldı. Prenses ve Taiyou soğuğu yedikten sonra:
— Dondum!
Taiyou:
— DONDUM ANNE!
Prenses ona bakarak eliyle uyuyan ejderhayı gösterdi. Sonra sağ eliyle tutarak gözlerini kıstı:
— Az evvel kısık sesle söylediğin şeyi duydum. "Ya burada donarak ölecek, ya da parasızlıktan. Bu kadın CANİ." Cani olsam seni şurada pestil ederdim.
Soluklandı. Arkasından sesini ima edercesine ayarlayarak:
— Sana üçüncü bir seçenek sunuyorum. Bu ejderhayı al, git bu cehennemden. Senin.
Taiyou:
— Ne diyorsun Prenses? İki saattir "ejderhayı al-git" diyorsun.
Prenses sinirlendi ve Taiyou'yu iterek bir duvara sıkıştırdı.
— Anlamadıysan ANLATAYIM. Aptal, bu ejderha senin evine dönmen için bir bilet!
Taiyou bu cümleleri duyunca ılık bir duş almışa döndü. Ve hemen Prenses'e:
— Bu şeyi uyandır diyorsun, sonra bas git diyorsun?
Prenses göz devirdi:
— Sonunda!
Taiyou ayaklarına dolandı, içinden:
— Ölümün ecele faydası yok.
Kendini gaza getirdi. Yavaşça yaklaştı. Ejderhanın önüne geldi. Onu kokladı ve istemeden de olsa ağzından:
— Bu leş gibi kokuyor. Gram yıkamadınız mı?
Prenses içinden:
— Çok şikâyetçi.
Taiyou sağ ayağıyla ejderhanın sağına geçerek tekmeledi:
— UYANMIYOR BU!
Sonra sol tarafa geçti ve yumrukladı:
— UYANMADI BU!
Arkasına geçip sağ ayağıyla tekme attı:
— UYANMAZ BU!
Sonra önüne geçti ve ejderhanın burnuna elini soktu. Ejderha gözlerini açar açmaz, Taiyou hemen kendini çekti:
— UYANDI! YAŞASIN!
Ejderha kükredi. Taiyou ve Prenses kahkaha attı.
04. BÖLÜM SONU
Yorumlar 0
Henüz yorum yok
İlk petek gözünü sen doldur! 🐝