HexabeeNovel
RC Sürüm: Bu site geliştirilme aşamasındadır. Hata/öneri için buradan bildirimde bulunun.
2026 - 2027 İlk Öğretim Yılı Başladı
Dilsiz Yılan banner
Dilsiz Yılan

Cam Kırıkları Ve İlk Çatlak

Bölüm #6 / 6 2 okunma

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte evdeki huzursuz hava gözle görülür bir hal almıştı. Kahvaltı masası, dışarıdan bakıldığında yine o lüks ve kusursuz aile tablosunu sergiliyordu; ancak porselen tabaklara çarpan çatalların sesi bile gergin bir sessizliği yırtmaya yetmiyordu.

Tahsin Bey, gazetesinin arkasına saklanmış gibi görünse de huzursuzdu. Bakışları sürekli olarak merdivenlere ve koridorun köşelerine kayıyordu. Dün gece çalışma odasındaki masa takviminin yerinin birkaç milim değiştiğini fark etmiş olmalıydı. Paranoya, suçluların zihninde çimlenen ilk zehirli sarmaşıktı.

Berna Hanım, gümüş çaydanlıktan bardağına çay doldururken yüzünü buruşturdu. "Tahsin, bu sabah bir haller var sende. Gece doğru düzgün uyumadın da zaten, dönüp durdun."

Tahsin Bey gazetesini sertçe indirdi. "İşler yoğun Berna, her şeye bir kulp takmaktan vazgeç," dedi ters bir sesle. Ardından masanın ucunda, tabağındaki zeytinle ilgileniyormuş gibi yapan Leyla’ya baktı. "Şu kızı da kahvaltıdan sonra odasına gönderin. Bugün şehirden önemli misafirler gelecek, ortalıkta dolanıp durmasın. Zaten bakışları sinirlerimi bozuyor."

Leyla başını kaldırmadı. Ama masanın altındaki parmakları, peçetesini sıkmaktan bembeyaz kesilmişti. Sinirlerini bozan benim bakışlarım değil Tahsin, diye düşündü. Yaklaşan felaketin kokusunu alıyorsun.

Tam o sırada salona giren hizmetçi Nermin’in elindeki gümüş tepsi büyük bir gürültüyle yere düştü. Cam kadehlerden biri ahşap parkenin üzerinde paramparça oldu. Berna Hanım çığlık atarak yerinden sıçradı.

"Seni sakar kadın! Ne yapıyorsun sen?!" diye bağırdı Berna Hanım.

Nermin Hanım korkuyla titreyerek dizlerinin üzerine çöktü, kırıkları toplamaya çalışırken gözleri Tahsin Bey’e kaydı. "Çok... çok özür dilerim hanımım. Bahçede Kadir Efendi’yi gördüm de... Sabahın köründe polisler gelmiş, bahçe kapısının orada Kadir’le konuşuyorlar."

Tahsin Bey’in elindeki çay kaşığı tabağa düştü. Yüzündeki o kendinden emin ifade bir anda kül gibi griye döndü. "Polis mi? Ne polisi?"

"Bilmiyorum beyim... Yetimhane arazisiyle ilgili bir inceleme varmış, bir ihbar üzerine gelmişler..."

Leyla yavaşça ayağa kalktı. Yüzünde her zamanki o tepkisiz, "dilsiz" ifade vardı. Kimse onun bakışlarındaki o gizli gururu fark etmedi. Dün gece telefonuna kaydettiği belgelerin ilk anonim kopyası, sabaha karşı emniyetin kaçakçılık ve mali suçlar bürosunun e-posta kutusuna ulaşmıştı bile.

Tahsin Bey telaşla masadan kalkıp telefonuna sarılırken, Leyla odasına doğru yürümeye başladı. Merdivenleri çıkarken arkasından amcasının bağırışları ve yengesinin şaşkın çığlıkları yükseliyordu.

Odaya girdi, kapıyı arkasından kilitledi. Masanın altındaki gizli bölmeyi açtı ve deri kaplı günlüğünü çıkardı. Sarı lambanın altında kalemi kağıda bastırdı:

“18 Ekim, Sabah. İlk çatlak oluştu. Yıllardır inşa ettiğin o sır kulesi, küçük bir cam kırığı gibi çatırdamaya başladı Tahsin. Polisin kapına gelmesi sadece bir başlangıçtı. Onlara verdiğim belgeler, senin o süslü hayatının altındaki çürümeyi ortaya çıkaracak.

Beni bir nesne gibi köşeye attığınız bu evde, şimdi hepiniz benim yarattığım fırtınanın içinde boğulacaksınız. Dilsiz kentin dilsiz kızı, sizin sonunuzu yazıyor.”

Leyla kalemi bıraktı. Aşağıdan gelen polis sirenlerinin sesi, odanın duvarlarında bir zafer şarkısı gibi yankılanıyordu.

Reklam

Yorumlar 0

🐝
Yorum yazmak için giriş yap

Kovan sohbete açık — 30 saniyede üye ol, adınla yaz.

Giriş Yap Kaydol

Henüz yorum yok

İlk petek gözünü sen doldur! 🐝

Soru Sor